Yazılar

Fujifilm X-T3 İlk İzlenimlerim

X-T1, X-T2 ve nihayet X-T3.. Fujifilm’in en yoğun kullandığım serisinin yeni makinasını da henüz duyurulmadan önce deneyimleme şansı buldum. Makina birkaç haftadır bendeydi. Aslında daha uzun bir süre inceleme yapacaktım ama makina tahmin edilenden önce duyurulunca ben de ilk izlenimlerimi sizlerle erken paylaşmak istedim. Test için gelen bu makina’nın RAW çekimlerini açacağım bir program olmadığı için yazımda Jpeg fotoğraflara yer vereceğim. İncelemeyi yaparken çok özel birşey yapmadım. Daha önce nasıl çekiyorsam, nerede çekiyorsam yine aynı şekilde çektim. Bu sayede makinayı kendi çekimlerim için daha iyi yorumlayabildim.

Yazıya başlamadan önce isterseniz Fujifilm X-T3 ile çektiğim “yakınlar” isimli videoyu izleyebilirsiniz.. Yüksek kalitede izlemek  için 1080p seçmeyi unutmayın

Bu videoyu fujinon 50-140 mm, 16-55 mm ve 23 mm kullanarak çektim. F-log çekerek sonrasında tonları kendim yorumladım.

Fotoğraf ya da video tarafında konuşacaklarımıza başlamadan önce tasarım ve işlevsel yeniliklerleri ile başlayalım.

Tasarım

Zaten klasik görünüm felsefesiyle yola çıkan bir tasarımın her yıl değişmesi beklenen bir durum değil. Eğer fotoğraf makinalarında klasik görünümü tercih ediyorsanız onun zamanla modern çizgilere sahip olmasını ya da tam tersi daha eski görünümlere doğru uyarlanmasını istemezsiniz. Ne zaman ki teknolojik bazı yapısal yenilikler artık makinanın değişmesi gerektiğini zorunlu kılar o zaman değişebilir. Ya da kullanıcılar mevcut tasarımı banal bulmaya başlarsa o zaman da piyasa şartları gereği tedavülden kalkar ve yerini yeni bir tasarıma bırakır. X-T serisi klasik çizgilere sahip ve her yeni modelde de bu çizgiyi devam ettiriyor. Muhtemelen ilerde çıkacak X-T4’de X-T5’de ufak güncellemeler dışında aynı tasarıma sahip olacaktır. X-T3’ü elinizde tuttuğunuzda X-T2 ile birebir ayı hissiyatı yaşayacaksınız. Bazı butonların sertleşmesi, bazı çıkıntıların artması ve kadranların küçülmesi dışında tasarımsal bir değişikliğe gidilmemiş. Her buton bir önceki model olan X-T2 ile aynı yerinde. Bu aynı seri üzerinde alışkanlık kazananlar için bir kolaylık olacaktır. X-T serisinin tasarımı benim en sevdiğim ve en kullanıcı dostu tasarıma sahip. Sonrasında ise X100F tasarımını beğeniyorum. X-T3 gümüş ve siyah olarak satışa çıkıyor. Gümüş tasarım daha retro bir hissiyat verse de ben siyah olanını tercih ediyorum.

Nihayet bu model de dokunmatik ekrana yer verilmiş. Tıpkı Apple gibi Fujifilm’inde böyle lafı bile edilmeyecek ufak meseleler karşısında tutucu bir tarafı var 🙂 5-6 yıl önce piyasada yer alan bu teknolojiyi ancak şimdi bu seriye kazandırıyor. Nihayet dedim ama bu birkaç haftalık sürede kullandın mı diye sorarsanız cevabım hayır olacaktır. Alışkanlıklar kolay değişmiyor. İlk defa X-T serisine sahip olacak biri dokunmatik ekranı sürekli ve anında kullanacakken eski kullanıcılar bu yeniliğe üvey evlat muaemelesi yapacaktır diye tahmin ediyorum. Oysaki GFX kullanırken çoğu işlemimi dokunmatik ekrandan yapıyordum. Dokunmatik ekranı en çok da tripod üzerinde kullanacak gibi duruyorum. Elde çekimlerde burnum dokunmatik ekrana değiyor ve netleme noktasını değiştiriyor. Bu yüzden hemen geri kapatıyorum bu işlevi. Tripodla çekim dışında çekilen fotoğrafları izlemek için de konfor ve hız sağlayacaktır. Ama şimdilik şurda dursun diyorum. Bununla birlikte dokunmatik ekrana sağa sola ya da yukarı aşağı kaydırarak bazı kısayollara ulaşabiliyorsunuz. Örneğin ben teraziyi görmek istediğimde bu kısayolu kullanıyorum.

X-T3’ün tasarımda ben ne isterdim? X-H1 de olan üst ekranın olmasını isterdim. O kadar büyük olmasa da çeşitli durumları gösteren küçük bir ekran fena olmazdı. Uzun süreli video çekimlerinde parmaklarım hafif acıyacak kadar yanlış bir pozisyonda kalıyor. X-T3’ün sağ tarafında X-H1 kadar çıkıntı olmaması buna neden oluyor. Fotoğraf için sorun değil ama video çekerken problem yaratıyor. Muhtemelen grip ile daha iyi bir tutuş olacaktır. Ama onu henüz denemedim. Zaten video çekecekseniz pil sorunu yaşamamak için grip ile çekmek gerekiyor. Kendi çekimlerimde ise zaten çok uzun planlarım olmuyor. Maksimum 10 saniyelik görüntüler planlıyorum.

Daha önceki modelde olmayan kulaklık girişi X-T3e’konulmuş. Böylece mikrofonlu çekimlerde sesi kontrol edebileceksiniz. Gayet de iyi olmuş. Kulaklık takmak için grip bulundurma zorunluluğu olmayacak artık.

USB-C bağlantısı, mikrofon girişi ve dokunmatik ekran bu tasarımın yenilikleri olarak göze çarpıyor. Yine UHS-II destekli çift hafıza kartı bu makinada da bulunuyor.

Özetlemek gerekirse bu tasarımı seviyorum. En çok da diyaframı objektiften değiştirmeyi..

Her yeni makinayı denediğimde karşıma çıkan ve her defasında nereden düzelteceğimi o an anda tam da bilemediğim “sayaçlarınız doldu” uyarısı X-T3’de de çekimin ortasında karşıma çıktı ve yeni çekime izin vermedi. Makina menüsünün kuytularındaki “yeniden” ve “devamlı” seçeneklerinden “yeniden” olanını tercih etmek gerekiyormuş. Keşke bu bu seçenek default olarak gelse de her seferinde gerilmesem ve ne anlama geldiğini çözebilsem 🙂

Hız

Daha önceki inceleme yazılarımın birinde bu hız konusunda daha ne yapılacak ki demişliğim var. Benim hızım sanırım makina hızlarının gerisinde olmalı ki o yüzden böyle bir ifade kullandım. Çünkü X-T2’nin hızından gayet memnundum ve tam kapasitede de hiçbir zaman kullanmadım. Elbette bu başlıktaki hızdan kastım sadece saniyedeki çekim sayısı değil.

-Buffer hızı
-Karta yazım hızı
-Sürekli netleme hızı
-İşlemci hızı

Hız demek aslında kalite ve kararlılık demek. Bazen ben de bu bağlamdan uzaklaşarak havalı seri deklanşör sesi” gibi değerlendiriyorum hız konusunu (şıkşıkşıkşıkşıkşık… vay be hıza bak:). Aslında hızlı bir işlemciniz varsa daha çok dataya sahip bir video parçasını elde edip sonrasında bu esnek görüntüyle daha uç değerlerde oynayabiliyorsunuz. Siz o videoyu çok sakin çekseniz bile içerde bir şeylerin hızlı olması gerekiyor ki kaliteli sonucu verebilsin. Peki bir video çekerken o kadar yüksek değerlere ihtiyacımız var mı? Sinematik tonlamalar, özel prodüksiyonlar için gerekiyor. Ama anı kaydetmekse derdiniz değerleri düşükte tutabilirsiniz.

Yeni “X Proccesor 4” işlemcinin hızını işlem yaptığınız her an hissedebiliyorsunuz. Netleme süresi, karta yazım hızı da hiç bir kullanıcıyı yarı yolda bırakmayacak gibi duruyor. X-T2’deki 325 Af noktası, X-T3’de 425’e çıkarılmış. Tam ekrana yayılan faz algılamalı netlik noktaları hata yapmayı epey zorlaştırıyor. Güvende hissettiriyor.

X-T3 saniyede 11 kare, elektronik shutter da ise 20, spor modda ise saniyede 30 kare verebiliyor. İlk defa X-T3’de yer alan spor modu ile makina croplu bir moda geçerek saniyedeki çekim sayısını arttırıyor. Hız gerektiren sportif durumlar için seri çekimler arasındaki ekran kararmasını da (blackout) engellemiş oluyor.

Yüz ve göz tanıma algoritması hiç olmadığı kadar güzel ve kararlı çalışıyor. Özellikle vlog çekenler, röportaj yapanlar için faydalı olacaktır.

Fotoğraf Kalitesi

Dediğim gibi henüz Jpeg sonuçları sizlerle paylaşıyorum. Fotoğraf edit programları RAW desteğini duyurduğunda daha iyi gözlem yapabiliyor olacağım. ISO değeri jpeg çıktılarda 160’dan başlıyor. RAW çektiğiniz de 80 ISO’da çekim yapmak mümkün. Makinanın yüksek ISO performansını denemedim. JPEG çekmeyi sevmiyor olmamın da bununla ilgisi var. Çok fazla fotoğraf çekmedim ama çektiklerimi de ETERNA renk profilinde çektim. Daha yumuşak ve doğal sonuçlar verdiğinden o şekilde çektim. Jpeg üzerinde sonradan bir işlem yapacaksam ETERNA’nın bu derinliğinden yararlanmak istedim. X-T3 26 MP bir çözünürlükle geliyor. Bu çok önemsediğim bir durum olmadı. 24 mp’de idealdi benim için. Dinamik aralık tarafında iyileştirmeler yapıldığı da söyleniyor. Bunu video çekerken hissettim ama fotoğraf çekerken RAW sonuçlarını göremediğim için gözlemleme şansım olmadı. Neticede yeni bir sensörün avantajları elbette olacaktır. X Trans CMOS 4 olarak adlandırılan yeni sensör bir öncekinden her konuda az da olsa iyi olmak durumunda. (Jpeg formatında fotograf düzenelerken bile dinamik aralığının yükselmiş olduğunu hissettim)

Video Kalitesi

Önce parametrelerine bir bakalım..

– 4K 60 FPS
– FHD 120 FPS
– 10 Bit 4.2.0 dahili kayıt (h-264)
– 10 Bit 4.2.2 harici kayıt (H-265)
– Zebra modu
– Genişletilmiş video menüsü
– 4K’da 400 mbps, FHD’de 200 mbps’ye kadar bitrate
– F-log
– Eterna Profili
– Mikrofon Girişi
– Kulaklık Girişi
– İki farklı codec seçeneği (long -All in)

Bu parametrelerden sonra video tarafında ciddi iyileştirmelerin olduğunu anlıyoruz.

Hemen şunu söyleyim. Video konusunda çekerken de sonrasında işlerken de X-T2 ile arasında ciddi bir fark gördüm. Üstelik 8 bit seçeneğinde çekiyor olmama rağmen bunu deneyimledim.

4K 60 FPS seçeneği ben hariç çoğu kişinin beklediği bir özellikti. Bu sayede 4K da daha akıcı, yavaşlatılmış görüntüye izin veren bir hızda çekiyor olacaklar. Full HD tercih edenler bile belki arada 4K 60 FPS çekip sonradan crop yaparak masa başında yeniden kadrajlama fırsatını bulacaklar.

Sürekli netleme modunda video çektiğinizde ise aşağıdaki gibi bir performans sergiliyor.

Benin en çok beklediğim ise bit değeriydi. Video renkleriyle kendimce oynamayı seviyorum. Daha fazla renk daha çok esneklik demek. Henüz videoya yeni başlayanlar için şu bilgiyi vermekte fayda var. 8 Bit demek videoda maksimum 16 milyon renk, 10 Bit demek ise 1 milyar renk demek. Merak edenler Google’dan daha detaylı bilgiye ulaşabilirler. 8 ile 10 arasında %20’lik değil %bilmem kaç’lık bir değer artışı söz konusu aslında. Bu fark en çok da renk geçişlerinin ve çeşitliliğinin fazla olduğu kompozisyonlarımız üzerinde renk düzenleme yaparken işimize yarayacak. Bunu zihnimizde şu şekilde hayal edebiliriz. Düz mavi bir duvar üzerinde asılmış sarı ışık veren bir apliğimiz olduğunu varsayalım. Apliğin verdiği sarı ışığın azalmaya ve mavi duvarın mavi gibi görünmeye başladığı o aralığı akıcı ve kayıpsız bir şekilde elde etmek istiyorsanız daha yüksek bit derinliğine yani daha çok renge ihtiyacımız var. Sarının ve mavinin binlerce tonuna ihtiyacım var. Eğer elimde az renk varsa o geçiş tatsız olacak, kırılmalar, toplaşmalar vs başlayacaktır. İnsan teni sadece bir renkten oluşmuyor. Kırmızı ile sarı arasında kim bilir kaç renk vardır. İyi bir ten rengi, iyi bir doğa çekimi için de yüksek bit değeri her zaman avantaj sağlayacaktır.

Aşağıdaki videoda farklı kompozisyon için yorumladığım farklı tonlamalara göz atabilirsiniz. F-LOG ve color grade yapılmış hallerini peş peşe izleyebilirsiniz.

İlk defa çektiğim videolara istediğim rengi verebilmenin rahatlığını yaşadım. Bu konuda aklında soru işaretleri olanlar için çok net söyleyebilirim ki video kalitesi mükemmel.

Slow Motion çekimlerde ortaya çıkan piksel dağınıklıkları ve bozukluklarına X-T3’de rastlamadım.

X-T3 bendeyken 4-5 defa fotoğraf ve video çekimine çıktım. Demo bir ürün olmasına rağmen hızını ve kalitesini çok beğendim. Sabırsızlıkla gerçek sürümü bekliyorum.

Sizlerde yorumlarınızı bırakabilirsiniz. Facebook yorum panelini kullanırsanız sevinirim. Diğerinde biraz sorun var.

Fujifilm X-H1 İzlenimlerim

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.  En son fujifilm GFX 50s ile izlenimlerimi ve nispeten uzun kullanım incelemelerimi paylaşmıştım. Şimdi ise yeni bir serinin izlenimleri için tekrar bloğun sayfasını açtım .  Fujifilm X-H1 incelemem için birkaç hafta kadar bendeydi.  Ben de sizlere bu birkaç haftalık süreçte elde ettiğim izlenimleri  paylaşacağım.  Makina demo olduğu için yüksek hassasiyet içeren bir inceleme yazısı olmayacaktır. Derinleme incelemelerimi genellikle uzun kullanım testlerimde aktarıyorum. Bu yazıda X-H1 nedir?, Kimler içindir? Ya da kimler için değildir? gibi soruların cevabını arayacağız. Bununla birlikte önce çıkan yetenekleri ve keşke olsaydı dediğimiz özellikler üzerinde duracağız.

( Fotoğraflar Eterna film benzetimi seçeneğinde çekilmiş ve çok az kontrast ilave edilmiştir)

X-H1 video özellikleri arttırılmış olmasına rağmen  fotoğraf özelliklerinden de ödün vermeyen bir makina olarak karşımıza çıkıyor. İçerisinde X-T2 barındıran bir video kamera şeklinde de yorumlanabilir. Rakiplerine göre farklı bir yol izlediğini düşünüyorum. Genellikle video kalitesini ön plana çıkaran modeller fotoğraf kalitesinden, fotoğraf kalitesini öne çıkaran modellerde de video kalitesinden ödün veriyor. Sanırım Fujifilm X-H serisiyle  her iki yeteneği bir arada sunmayı planlıyor. Bu serinin ilk makinasında bu izlenimi rahatlıkla ediniyorum.

Bundan birkaç yıl önce fujifilm X-T1 kullandığım dönemlerde video konusunda çok fazla hassasiyetim yoktu. Video konusunda gözlerim seçmeye  ve yorumlarım da belirginleşmeye  başladıkça X-T1’in yetersizliği de ortaya çıkmıştı. Videoda karıncalanmalar, dokulu bölgelerdeki titremeler ve sinir bozucu bir kontrast gözlerimi tırmalamaya başlamıştı.  En önemlisi de videoları yumuşatamıyordum. Çok sert bir görüntü verdiği için kendi yorumlarımı ve renklerimi uygulayamıyordum. O günden bu güne Fujifilm’in yeni çıkaracağı makinalarda daha çok video özelliklerine bakmaya başladım. X-T2  video konusunda çok büyük bir sıçrama yapsa da yine de kullanıcıya az yorum şansı tanıyordu. Aslında şöyle diyebiliriz. İyi video çeken bir fotoğraf makinası  demek;  bize net, keskin ,hoş renkler veren değil, üzerinde yorumlarımızı katabileceğimiz sonuçlar veren makinadır. Şayet yorum katılmayacaksa cep telefonları göze hoş gelecek sonuçları zaten veriyor.

Kendi önceliklerime göre makinanın öne çıkan özelliklerinden bahsedeyim.

F-LOG

Videoya yeni başlayanların karşısında daha önce duymadığı bazı terimler çıkacak. Ama bunlar o kadar da korkutucu değil. Kısa sürede ne anlama geldiği öğrenilebiliyor. Bu terimler arasında LOG belki de en çok duyulacak olanıdır.  Her marka kendi LOG’unu ifade eden bazı kısaltmalar kullanıyor. S-LOG, V-LOG, D-LOG gibi … Fujifilm ise F-LOG kullanıyor.  F-LOG size hazır bir sonuç vermek yerine kontrastı, renkleri ve keskinliği azaltarak yüksek bir dinamik aralık  ve yumuşak sonuç sunuyor. Karşılığında ise sizden ISO alıyor. Örneğin F-LOG çektiğinizde minimum ISO oranınız 800 oluyor.

İlk görselde F-LOG sonucu, ikincisinde de üzerine LUT atılmış halini görüyorsunuz.  LUT ise kısaca hazır ayar demek. LOG çekimleri çok kısa sürede sonuçlandırmak için bazı firmaların öne çıkan LUT’larını kullanabilirsiniz. Ben kendim ayarlamak istiyorum derseniz de böyle bir seçeneğiniz var. Şahsen benim bu makinada en çok önemsediğim ve üzerinde denemeler yaptığım özellik bu oldu. Çünkü asıl derdimi yazımın başında söylemiştim. LOG çekmek ne gibi avantajlar sağlar?

  • Farklı gün ve saatlerde çektiğiniz birbirinden farklı çekimlerden benzer renk karakteristiğini oluşturabilirsiniz. Yaptığınız projedeki renk ve ton bütünlüğünü oluşturabilirsiniz.  (Color Grade)
  • Çekim esnasında oluşabilecek beyaz ayar  ve pozlama sapmalarını nispeten daha kolay  dengeleyebilirsiniz. (Color Correction)
  • Tek bir renk anlayışına mahkum olmadan, dilediğiniz LUT’u uygulayabilirsiniz.

Kısacası esnektir. Siz yoğurmalısınız. Bunun için ise bilgisayarda bir programı ihtiyaçlarınız dahilinde kullanabiliyor olmanız ya da öğrenmeniz gerekir.  Final Cut Pro X, Da Vinci Resolve ve Adobe Premiere karşınıza en çok çıkacak edit programları olacaktır. Ben Mac kullandığım için Final Cut Pro X kullanıyorum.

Makina be de kaldığı sürede çekimlerimin çoğunu F-LOG ile yaptım. Kalanları ise yeni sinema renk profili olan  “Eterna” ile yaptım.

 

ETERNA (Sinema Benzetimi)

Fujifilm provia, astia gibi geçmişteki film renklerini dijital teknolojiye taşıyarak ismine “film benzetimi” demişti. Fotoğraf için bulunan bu renk profilleri kullanıcılar tarafından çok sevilmişti. Fakat fotoğraf için kullanılan bu profiller üzerinden video çekmek bize “film” yerine “hareketli fotoğraf görüntüsü” veriyordu. Fotoğraf dili için yaratılmış bu renk profilleri , hassas videocu gözler için tatmin edici olmuyordu. Genel olarak bu profiller sert karakterli olduğu için videoda da canlı sonuçlar veriyor. Fujifilm geçmişten bu yana sinema endüstrisinde de yer alan bir marka. Eterna ismini zaman zaman programların içine yerleştirilen renk profillerinden görüyordum. Şimdi ise  bu Eterna profili X-H1’in içinde hazır olarak kullanıcısına  “sinema benzetimi” veriyor. Siyah ve beyazı koruyan oldukça soft bir profil. Bu profili çok beğendim. Çektiğiniz şeyin video değil de, film olmasını istiyorsanız ya Eterna ya da F-LOG çekmelisiniz.  Çok emin olmamakla birlikte bu renk profilinin X-T2’ye de bir güncelleme ile  geleceği söyleniyor.

( Fotoğraflar Eterna film benzetimi seçeneğinde çekilmiş ve çok az kontrast ilave edilmiştir)

 

IBIS (Dahili gövde Sabitleme)

Fujifilm X-T2 harika bir fotoğraf makinası olmasına rağmen üzerinde sabitleme sistemi bulunmuyordu. Çoğu lensinde bu özellik olduğu için ve fotoğraf öncelikli konumlandırıldığı için IBIS’e yer verilmemişti. X-H1 ile artık gövde üzerinden 5 yönlü gövde sabitleme var. Üstelik 5.5 Stop bir sabitleme oranı veriyor. Şu ana kadar kullandığım makinalar içerisinde en istikrarlı ve güçlü sabitleme aldığım makina X-H1 oldu. Özellikle 16-55 lensim yeniden doğdu. 16-55 mm  üzerinde sabitleme olmadığı için video çekerken titreme sorunu yaşıyordum. 23 mm ve 35 mm gibi yine benzer olan lensleri zaten hiç video da kullanmıyordum. IBIS ile birlikte bu lensler ile istediğim sonuçları elde edebiliyorum. Makina bende kaldığı sürede üzerinde sadece 16-55 mm takılı kaldı desem yeridir.  Kısacası tüm lenslerinizi video işinde de kullanacaksanız X-H1 olmazsa olmaz.

 

 

TASARIM

XT-2 ile GFX 50s arasında bir çizgiye sahip. Makinayı için X-T2’ye oranladığımızda biraz daha hacim kazandığı görülüyor. Makinanın sağ tarafında daha iyi kavrama için çıkıntı  oluşturulmuş. Uzun süre video çekerken parmaklarınızdan bazıları XT-2 de acıyordu. Bu tutma şekliyle daha uzun süreli bir çekim sağlanabiliyor.  Ama yine de bu kadar büyük olmamalıydı diye düşünüyorum.  Bu büyümenin sebebi ise daha uzun süreli video çekim imkanını sağlamak  olarak açıklanıyor.  Makinanın büyüklüğünden sonra göze çarpan ikinci detay ise  üstteki  gösterge paneli . Pozlama telafisi kadranı gitmiş yerine gösterge paneli gelmiş. Bence çok da iyi olmuş. Pozlama telafisini bu ana kadar bir kere bile kullanmamıştım.  Kısacası tasarım hoş olmuş. Ama büyümüş.  Bu büyüklük karşısında  pil de büyüse daha iyi olacaktı.  Ama pil sabit kalmış.  Bununla birlikte ilave olarak deklanşör kullanılan yeni bir sistemden dolayı hem çok yumuşak hem de çok sessiz olmuş. Bu yumuşaklık yeterince alışmadıysanız bazen sorun yaratabiliyor.  Yarım basıp netleme yapayım derken bazen çekime giriyorsunuz ya da çekimden istem dışı çıkabiliyorsunuz. Neredeyse dokunmatik bir hale gelmiş. X-T2 de olduğu gibi çift hafıza kartı desteği var. Her ikisi de  UHS-2 yüksek hızlı standartı destekliyor.

VİDEO PARAMETRELERİ

Aslında bu makina X-T2 ile aynı sensör ve işlemciyi kullanıyor.  Bazı yeni ve güçlendirilmiş parametreler dışında uçlarda bir değere rastlayamıyoruz.

  • 4K 30 FPS
  • 1080p 120 FPS
  • 200 Bitrate
  • 8 Bit
  • 4.2.0 Codec

Birçok kullancısı 4K çekimde 60 FPS beklentisi içindeydi. Fakat 30FPS olarak geldi. Ben 4K çekim yapmıyorum. Uzun bir sürede yapacağımı zannetiyorum.  Benim için Full HD 120 fps daha iyi oldu. Bazı görüntüleri yavaşlatmak için yüksek değerde çekmenin avantajları var. Fakat 120FPS çektiğinizde ses vermiyor,  sadece görüntü veriyor.  Bu bana ilginç geldi. Belki de sadece bendeki demo makina  böyleydi bilemiyorum. .  Renk derinliği  8 bit yerine 10 bit olsa çok iyi olacakmış ama dediğim gibi aynı işlemci kullanıldığı için bu makinada yer vereceklerini beklemiyordum. Muhtemelen bu beklentiler veya daha fazlası X-H2 ile gelecektir.

 

DİĞER ÖNE ÇIKANLAR

  • Geliştirilmiş AF
  • Seri çekimlerdeki blackout oranı
  • Vizör Parlaklığı
  • Dokunmatik Ekran
  • CM sürekli çekim modu

 

Her kullanıcının önceliği farklıdır. Ben bu yazıda benim için öncelikli olan bazı  konulara değindim. Eğer öncelikleriniz benimkiyle aynıysa bu yazıyı dikkate alabilirsiniz 🙂

 

OLASI SORULAR

Soru : Benim X-T2’im var. Yeni makina çıktığında  huzursuzlanıyorum. Benimkisini eskimiş zannediyordum artık. Açıkça, lafı dolandırmadan harbice söyleyin ne yapayım 🙂 ?

Cevap:  X-T2 hala çok iyi bir makina. Kasım- Aralık ayında çıkacak olan X-T3 ‘ün işi bu yüzden  çok zor. X-T2 nin üzerine ne koyacak merak ediyorum. Video çekerken önceliğiniz başı sonu belli olan bir  “yapım” ortaya koymak değilse X-T2 video özellikleri hala sizin için çok iyi. Video disiplinine sahip değilseniz ve de öyle bir niyetiniz yoksa X-H1 size hiç birşey katmayacaktır. Çünkü X-H1 alıp o görüntüleri video edit programlarıyla işlediğinizde gerçek değerini yakalamış olursunuz.

Soru : X-T1’im var. Xt-2 almadım, ondan sonra çıkan makinayı bekledim. Bu o mu dur?

Cevap:  X-T1’in neyi yetmedi sorusuna cevap verirsen, bu soruya da cevap vermiş olursun. X-H1, içerisinde X-T2’yi de barındıran  video öncelikli bir cihaz. Sadece fotoğraf düşünüyorsan X-T2 düşünebilirsin. Ama dediğim gibi öncelikle nelerin yetersiz geldiğinden emin olman gerekir. Bundan emin değilsen X-T1 ile devam etmelisin.

Soru : X-T3 çıkacak diyorlar.  X-H1 alırsam pişman olur muyum?

Cevap: Video çekmek ile video kafası ayrı şeyler. Video kafasına sahip değilsen ve o yolda yürümeyeceksen pişman olursun. Sadece arada sırada gaza gelip beğendiğim şeylerin videosunu çekeceğim diyorsan X-T2 hala en iyi seçenek.

Soru : Video kafası konusunu biraz daha açarsak? Ben öyle miyim tam emin olmak istiyorum 🙂

Cevap : Ses, kurgu, hikaye, duygu, renk, mikrofon,  video edit programları, color correction, color grade gibi terimlerin zevkli ama bir o kadar da zaman gerektiren dünyasında vakit geçirmelisin.  Video ili ilgili yenilikleri takip ediyorsan, izlediğin amatör ya da profeyonel videolar seni heyecanlandırıyor ve meraka sürüklüyorsa video kafasına sahipsin diyebilirim.

Soru :  Peki siz ne yapacaksınız.

Cevap :  Ben de şu an X-T2 var. Elbette X-H1 benim gibi arada sırada videolar çeken biri için ideal. Bu yüzden X-H serisinden devam edebilirim.

 

Umarım faydası olmuştur.. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Fujifilm X-T2 İzlenimlerim

Her ne kadar bu yazının başlığı izlenimler şeklinde olsa da, aslında bu makinayı 6 aydır kullanıyorum. Bir nevi uzun kullanım yorumlarımı okuyacağınız bu yazıyı örnek fotoğraflarla desteklemeye çalışacağım. X-T2’nin çıkması üzerinden geçen zamanda internet üzerinde hem video olarak hem de fotoğraf olarak karşılaştırmalı bir çok inceleme yazısına rastlayabilirsiniz. Benimki daha çok sosyal inceleme olacak 🙂 Yani bu makinayı kullanırken yaşadığım deneyimleri aktarmaya çalışacağım.  Fotoğraf olarak da çoğunlukla geçen hafta yaptığım Doğu Karadeniz gezisinden fotoğraflar paylaşacağım.

Zaman zaman takipçilerim benden makina önerisi istiyorlar. Onlar için kısa bir not yazmak istiyorum. Günümüzde artık kötü makina yok. Fakat sizin için iyi olmayabilecek makinalar var. Makina arayışına girdiğiniz ilk esnada cevaplamanız gereken bir soru var. Sportif bir kullanıcı mısınız? Yoksa daha çok stabil, fazla aksiyon içermeyen çekimler mi düşünüyorsunuz ?  Üreticiler genel olarak makinalarını bu şekilde ayırıyor. Her ikisi de benzer görüntü kalitesini vermesine rağmen, biri yavaş diğeri ise hızlı sonuçlar veriyor.  Düşük hızlı olanların genellikle çözünürlüğü yüksek ve bu nedenle de iso başarımı nispeten daha başarısız oluyor. Focus noktaları daha az, buffer  daha düşük oluyor. Sportif kameralarda ise durum tam tersi. Çözünürlük nispeten düşük, focus hızı ve seri çekim hızı ise yüksek.  Siz daha pahalısı daha iyi şeklinde bir mantık yürütürseniz, muhtemelen yanlış bir tercih yapmış olursunuz. Stüdyo için üterilen yüksek çözünürlüklü bir makina hem hacimli hem de yavaş olacağından doğada sizi yavaşlatabilir.  Bütçenizi ve arayışınızı öncelikle bu kriterden yola çıkarak belirlemenizde fayda var. Diğer ayrıntıları ise internetten kolayca öğrenebilirsiniz.

Ben ise kendimi daha çok sportif kullanıcı olarak değerlendiriyorum. Birinci önceliğim genelde hız oluyor. Konuyu gördüğüm anda saniyeler içinde çekmeliyim.  Hemen başka bir açı deneyip yine saniyeler içinde birkaç tane daha çekmeliyim. Bu sırada hafıza kartım şişmemeli, lensim takılma yapmamalı.

Bu küçük tavsiye girişinden sonra X-T2’ye geçebiliriz.  Fujifilm’in aynasız (mirrorles)  24 mp çözünürlükte 4K video çekebilen ve hız öncelikli bir fotoğraf makinası şeklinde tanımlayabilirim.

Gövde ve Tasarım 

X-T1 tasarımını biliyorsanız şayet, onunla ilgili bazı iyileştirmelerin yapılmış hali gibi düşünebilirsiniz.  Bu tasarımı estetik buluyorum. Ayrıca işime yarayacak tüm kontrolleri makina menüsüne girmeden yapmak, bana hız kazandırıyor.  Şimdi ne gibi değişiklikler var ona bakalım. Bana göre  en önemli değişiklik fokus için stick eklenmesi. Bu yenilikle farklı yerlere odak için kısayol atamaktan kurtuluyor ve daha rahat odak noktası seçebiliyorum. Bir diğer değişiklik ise çift hafıza kartını desteklemesi. Üstelik her iki slot da yüksek hızlı UHS-2 kartları destekliyor. UHS-2 demişken bu makinayı en hızlı Lexar 2000x modeliyle kullandım. Onun dışında Fujifilm’in 64 Gb UHS-2 kartını kullanıyorum. Bu slotları ayarlamak için değişik seçenekler var. İsterseniz kartın birine fotoğrafları diğerine videoları çekebilirsiniz. Ya da yedek olsun diye her ikisine de aynı verileri yazdırabilirsiniz.  Çift hafıza kartı desteği sayesinde “Hafıza kartınız dolu” uyarısını artık görmüyorum. Geliştirilmiş video özellikleri, çift hafıza kartı desteği gibi yapılan güncellemer ile birlikte makinanın ağırlığı 393 gramdan 453 grama yükselmiş. 60 gram bir ağırlık kullanırken hissedilen bir ağırlık olmasa da, “gelecekte yapılacak her donanımsal güncellemede makina ağırlığı  artacak mı ? ” diye bir soru işareti yaratıyor.   LCD ekran artık 3 yönlü hareket edebiliyor. Öncede sadece aşağı yukarı şeklinde hareket eden panel şimdi dikey olarak da bir yöne doğru açılabiliyor. Yerden ya da yukardan dikey çekimler yaparken ekranı görmek daha kolay hale gelmiş. Ben bu özelliği genel olarak yerden çekimler de kullandım. Çoğu kimseyi ilgilendirmese de  küçük  bir değişiklik  benim işimi çok kolaylaştırdı. Makinanın altında yer alan tripod vida yeri önceden kenardaydı. Şimdi ise merkezde yer alıyor.  Eğer hala kenarda yer alsaydı, video çekerken kullandığım titreşim önleme cihazına (gimbal) takılamayacaktı. Belki de bu yüzden bu şekilde bir değişiklik yapılmış olabilir.  Tasarımdaki değişiklikler genel olarak bu şekilde. Yine toza ve suya dayanıklılık özelliği bir önceki model de olduğu gibi hayat kurtarıyor 🙂

X-T1 de 4000s olan mekanik shutter X-T2 de 8000s olmuş. Elektronik shutter ise 32000s. Bu değerler her türlü hızlı  koşulda çekim yapmanıza olanak sağlıyor.  Pozlama teleafisi ise 3 stopdan 5 stopa yükselmiş.

Fotoğraf Kalitesi 

Çözünürlük 16 MP’den 24 MP’ye yükselmiş. Fotoğraf işlemek ve daha yüksek boyutlarda baskı almak için bir avantaj sağlıyor.  X- Trans CMOS 3  sensörünü kullanan X-T2 X Proccessor Pro işlemcisini kullanıyor. Diğer modellerden farklı olarak RAW özelliğinin yanı sıra RAW sıkıştırma özelliği de yenilikler arasında. ISO 12800’e kadar yükselebiliyor. Yazılımsal olarak da 51200’e ulaşabiliyor.  Temiz kareler için ise 3200 değerlerini çok aşmamak gerekiyor.  X-T1 ile X-T2 arasındaki fotoğraf kalitesini birbirine yakın buluyorum. Ancak PS ya da LR ile fotoğraf işlerken X-T2’yi daha verimli buldum. Dyanmic Range aralığının biraz yükseldiğini gözlemliyorum.  X-T2 de işlevsel özellikler konusunda çok bonkör davranırken, fotoğraf kalitesi olarak aynı oranda bir artış sağlamıyor. Benzer sınıfta yer alan farklı marka ve modelde de APSC sensörler için bir doyma noktası sınırı varsa, sanki oralarda turluyoruz gibi geliyor bana. Üreticiler bu doygunluğu farklı özellikler ve video performanslarını arttırarak bertaraf etmek istiyor. Aynı doygunluğu FF sensörlerde de görebiliyoruz. Burada da devreye GFX 50S giriyor 🙂  Daha önceki GFX 50s incelemelerimi blogdan okuyabilirsiniz. Fotoğraf kaliteleri konusunda yeni birşey söylemek bu kadar zorken haliyle extralar bir fark yaratıyor. Bu da yazının başında söylediğim öneriye denk geliyor.

Fokus

Üreticiler için gerçek yarışın burada yaşandığını söyleyebilirim. Fujifilm X-T2 ise bu konuda çok iddialı özelliklere ve yeteneklere sahip. X-T1’de 77 olan netleme noktası 325’e çıkıyor. Üstelik kadrajın en köşelerinden bile netlik noktası seçilebiliyor. Phase dedection netleme noktası ise 9’dan 49’a çıkıyor. Asıl hızı da bu sağlıyor. Yeni stick ve odak noktaları  ile netliği kaçırmak çok zor.  Sürekli netleme (AF-C) konusunda da 5 ayrı seçenek var. Hareketin hızı ve konumuna göre hazır ayarlardan birini seçebiliyor ya da kendiniz yaratabiliyorsunuz. Henüz bu menüyle çok işim olmadı. Seri çekimlere ihtiyaç duymadığım konular çektiğim için genelde AF-S seçeneğini kullandım.. Kullandığım bütün lenslerde AF hızı ve kararlılığını hissettim. 325 odak noktası yerine 91 odak noktasını seçtim. 325 odak noktası seçtiğinizde bir köşeden diğerine gitmek baya zaman alıyor 🙂  AF konusunda o kadar çok seçenek var ki, her kullanıcı tarzına göre iyileştirilmiş bir seçenek mevcut. Fujifilm güncellemerinin aslan payını da genelde AF özellikleri alıyor.

 

Diğer Özelikler

X-T2 de diğer modellerden farklı olarak Boost modu var. Makina performanslarını arttırmaya yarıyor. LCD yenileme , netleme gibi hız odaklı  konularda makinaya güç verip performansını arttırıyor. Tabiki bu şekilde pil daha erken bitiyor. Orjinal hızdan memnun kaldığım için bu özelliği pek kullanmadım. X-T2 de pil genel olarak daha çabuk bitiyor. Kabaca %20 daha erken bitiyor diyebilirim. Özellikle video çekimlerinde bu daha çok hissediliyor.  USB 3 girişinin yanı sıra, 3.5 mm girişli mikrofonları destekliyor. X-T2 de doğada uzun süre geçirenler için harika bir özellik daha var. USB’den powerbank ile bataryanızı şarj edebilirsiniz.

Video 

Artık her makina da ciddi bir şekilde videodan da bahsetmek gerekiyor.  X-T1’de yetersiz olan video kalitesi bu modelde birkaç basamak birden sıçrama yaparak, video konusunda iddialı olan rakiplerini yakalayabilmiş. Tabiki Panasonic GH5 modelini duyurmasıyla kalite eşiği yine birkaç basamak yukarı çıkmış oldu. Fakat GH5’de fotoğraf özellikleri açısından çok iddialı değil. Bakalım hem fotoğraf, hem de video özelliklerini hangi marka istenilen seviyede bir arada verebilecek.   Kısaca X-T2 video değerlerine göz atalım..

  • 1080p 60 fps 100 mpbs
  • 4K 30 fps 100 mbps
  • 4.2.0 codec
  • 8 Bit renk derinliği
  • 3.5 Mikrofon girişi
  • Battery grip ile kulaklık girişi
  • Film simulasyon kullanımı
  • Açık ve koyu alan değerlerini yönetme
  • Histogram
  • Çekim esnasında değerleri yönetme
  • External olarak HDMI portundan F-LOG ve 4.2.2 codec imkanı

X-T1 de yer alan moire sorunu bu modelde çözülmüş. Normal bir kullanıcı için yukarıdaki değerler tatminkar görünüyor. Anılarınızı yüksek kalitede kaydedebilir, Youtube ve Vimeo  videoları hazırlayabilirsiniz. Fakat profesyonel anlamda içerik üreticisi iseniz makinaya extra olarak takılan bir ekran ile F-LOG ve 4.2.2 codec çekim yapmalısınız. F-LOG ne işe yarıyor derseniz.. Kısaca makinanın dynamic range aralığını yükseltip size olabilidiğince soft ve renksiz ham görüntü veriyor. Sahneler arasında renk tutarlılığını yakalayabilmek için F-LOG önemli bir avantaj sağlıyor. Makina üreticisnin renklerini kullanmak istemiyorum, ben kendi renklerimi uygulamak istiyorum dediğinizde bu özellik ciddi bir önem taşıyor.  Aşağıdaki örnek videodan F-LOG çekim üzerine fikir edinebilirsiniz.

X-T2 modeli video konusunda kullanıcısını yormayan hazır renk ayarlarıyla geliyor. Bu yönyle de daha çok normal kullanıcıyı hedeflediği anlaşılıyor. Profesyonel içerik üreticileri için ise video performansı arttırılmış yeni bir modelin yolda olduğunu ve yakın zamanda fısıltılarını duyacağınızı belirteyim.

Makina üzerinde titreşim önleme sistemi olmadığı için OIS özelliği olan lensleri kullanmak gerekiyor. Tabiki diğerleri de kullanılabilir ama biraz deneyim gerektiriyor. Ben en çok 5 stop titreşim önleme sunan 50-140 mm ile çekim yapmayı seviyorum. 16-55 2.8 lensimde OIS olmamasına en çok video çekerken hayıflandım. Umarım bu lensin OIS olanı çıkar diyeceğim ama yine duyumlara göre sonraki modellerde gövdeden sabitleme sisteminin geleceği söyleniyor. Bu her model de olur mu bilmiyorum ama video gücü arttırılmış model için geleceğini daha dün fujirumors.com sitesinden okumuştum.

Kısaca X-T2 video yetenekleriyle çağı yakalamış ama öncü bir yenilik sunmamış.  Neler olabilirdi? En azından F-LOG dahili kayıt imkanı olabilirdi. 4.2.0 yerine 4.2.2 codec kullanabilirdi. En önemlisi de 8 bit yerine 10 bit renk değerini external olsa da verebilmeli. 1080p çekimlerde en azından 120 fps görebilmeliyiz.  Fujifilm yetkilileriyle görüştüğümde X-T2’nin fotoğraf öncelikli bir makina olduğu ve video özellikli bir makinanın da ar-ge çalışmalarının devam ettiğini söylüyorlar.  Durum böyleyse video için video özellikleri ön planda olan bir makina tercih edilmeli.

X-T2 ile çektiğim iki videoyu aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz..

 

 

Sonuç

Eğer yeni bir makina alacaksanız ya da aynalı sistemden aynasız sisteme geçiş yapacaksanız; X-T2 sizin için iyi bir tercih olabilir. Doğada kullanım için su ve toz dayanıklılığının yanı sıra AF hızı  ve lens çeşitliliğiyle iddialı bir seçenek.  Hali hazırda X-T1 kullanıcısıysanız bir sonraki modeli beklemek daha doğru olabilir.

Artılar

  • Focus Stick
  • 3 eksenli açılabilir LCD
  • Çift Hafıza Kartı desteği (UHS-2)
  • Ergonomi
  • Kontrol Düğmeleri
  • Dayanıklı Gövde
  • Fotoğraf Kalitesi
  • Netleme noktaları
  • Objektif Çeşitliliği
  • Video film benzetimi modları
  • USB’den şarj imkanı

Eksiler

  • Dokunmatik Ekran yok.
  • Dahili Video Seçenekleri daha iyi olabilir.
  • Dahili titreşim önleme  sistemi yok. (Çoğu lensinde OIS özelliği var)
  • Pil tüketimi önceki modele göre  fazla